12 Ekim 2017 Perşembe

SARI OVLAN PİSİ ANLATIYOR

   

Ben tücücüktüm, annemi kaybetmistim. Baaaağardıım, baaağardıım. Babalık beni aşağasokakta gööödü ama ben torktum kaçtıım. Gece evleyinin kayşısındaki dereye düstüüm. 😱😭
Allah'tan çok ince bi su akıyoo, kenarda taşlar, otlar filaan. Habire baağardım bütün gece. Baba çıktı aradı, bulamadı beniii. 😭
Sabah abi işe giderken beni gördü, eve habe veedi. Ama islah(!) edilmiş dere kenarı çook yüksek düz betoon. 😱

26 Mart 2017 Pazar

Ben nasıl alıştım?


Hayvanlardan (benim gibi) çok korkan ve nasıl alıştığımı yazmamı rica eden arkadaş için instagramdaki yazımı burada da paylaşayım istedim 😍❤️🐾
-----------------------
Ben apartman çocuğu olarak büyüdüğüm için sanırım, hayvanlardan ölesiye korkardım. Evimizin önü çocuk parkıydı (Acısu parkı, sadece kaplumbağaları hatırlıyorum) her yaz kısa bir süre köyde de kalırdım ama bunların korkuma bir faydası yoktu. İlginçtir köy kökenli büyüklerim filan, hiç kimse bu konuda bizi uyarmadı. Sevmem için bir girişimde bulunmadılar fakat dalga da geçmediler. Öyle bir konu yokmuş gibi sanki. Bu hala çok tuhafıma giden bir noktadır.
En sevdiğim iki şey: kitapçı ya da dondurmacı kocam olsun hayal ederken, veteriner bir eşim oldu. Aman Allah'ım! Bu pek hoşlanmadığım bir sürprizdi işin açıkcası.

5 Kasım 2016 Cumartesi

ROKA'NIN HİKAYESİ:



Yağmurlu bir akşam,Ramazan.
Atılmış bu bebecik bir evden,soydaş bilmez sadece insan bilirmiş.
Yok, onu evden atan pisleri insan sanırmış.
Bahçe duvarından seslenmiş evin babasına.
"miyav, gel beni kurtar, baba çok küçüğüm,ıslağım,açım"
Kedicik ev bilirmiş,kedi kumu bilirmiş,elektrikli süpürgeyi bile bilirmiş,ama kedi görmemiş bilmezmiş.Ateşlenmiş bebecik,ağzına şurup damlatmış annesi.İyileşmiş.
Koşmaya oynamaya başlamış.
Kedileri tanımış,evdeki Maydanoz kızı fır fır kovalamaya başlamış.
Annesi "oğlum, kızımı kovalaman için büyümen gerekir “ demiş ama nafile.
Maydanoz kız da kıyamazmış ona vurmaya.
Maydanoz’un sakin,hımbıl yaşamına hareket gelmiş, iyi de olmuş.
Evin babası, anneye demiş ki:
"Maydanoz sana benziyor, sert görünüşlü ama merhametli"
Bir sabah yavru kedi annenin yorganın üstüne oturmuşken:
Baba "senin göbeğinin üstünde Hopdediks’in köpeği İdefiks’ e benziyor bu."
Anne sakin sakin:
"Aaa bunun adı İdefiks olsun"demiş.
Baba yinelemiş"burada Hopdediks sen oluyorsun"
"Biliyorum "demiş anne yine gayet sakin.
(inadına kızdırmaya çalışana,inadına kızmamak çok daha zevkli,deneyin bakın.)
Ama bu yumuşak görünüşlü bebek,çok maço,dominant bir karakter olduğu için büyüyünce bu isim yakışmazmış vazgeçilmiş.
Daha kedileri çok tanımazken,her şeye maydanoz olmak bütün kedilerin huyu diye bilmezken adını Maydanoz koymuşlar ya öbürüne.
"Buna da Roka diyelim"demiş anne.
Bir sabah anne Roka'yı evde ara ara bulamamış ki,oğlunun odasının önünden geçerken onun yastığında iki minik kulak görmüş.Sırtını onun yanağına dayamış uyumuş.Ama beraber uyuduklarından abinin haberi bile yokmuş.
Havalar güzel giderken onu da dışarıdaki yuvaya,bütün kedilere alıştırmışlar.
Yalnız her gün girer, annenin kucağında yaşının ihtiyacı olan sevgi uykusunu uyur,Maydanoz ablaya da spor hocalığı görevini ifa eder,ona günlük antremanını yaptırırmış(Yalnız artık Maydanoz'un patileri armut toplamıyormuş)
Hatta annesi gazete okurken,o da omuzundan aşağı patilerini yaymış bir kürk etol! görüntüsünde keyifle uyurken,annesi de başını ona dayamış uyumuuş.Abisi de onların resmini çekmiş,ama o resim buraya konmazmış,özelmiş. ❤

30 Eylül 2016 Cuma

Heathcilff

İnstagram hikayelerimden:

 Mr. Heathcliff
çok geçmişten bir bey. .
İnsanlardan uzak durarak, sokakta yaşlanmayı becermiş bir kedi.

Ben bahçeye yemek vermeye çıktığımda kapının dışından bizi izler, ona da bir et payı vermek istediğimde tepki her daim korkunç tıslama eşliğinde fotodaki görüntü...

Bahçede et suyuna lapa, kuru mama vs.var, ben girdikten sonra onları yemek için bekliyor.
O zamanlar ondan biraz ürktüğümü yazmışım. Ne ayıp! Ama benim de kedi tarihimin başlangıç dönemi...
Gel zamaan, git zamaan.. Bütün vücudu ile bacaklarıma sürtünüp okşatır hale geldi tabii.
Heathcliff koymuştum adını. Çirkin karizma olduğu için.
O da beni ödüllendirdi Heathcilff'in büyük aşkı Catherine* derecesine çıkartarak.

Yine bir zaman daha geçti. Artık sadece sıvı gıdalar ile beslenir oldu. Bol et suyu, çorba, süt...
Daha da sonra tamamen yemeği bıraktı. Yoo önemli bir hastalığı yoktu, çok  ihtiyardı sadece.

Bir gün yine yemek vermeye bahçeye çıktığımda yüzünde çok huzurlu bir tebessüm, güzel gözlerini bana dikti.
Emin olun bana o kadar güzel bakan daha olmadı. Gözlerinde bütün yıldızlar, gökkuşağı, samanyolu...

Bahçe kedi dolu, iki adım atmama bile izin vermeden yemek diye her yanımdan tırmanıyor, zıplıyor, miyavlıyor..

Ama o an Heathcliff için sanki dünyada sadece o ve ben varız.

Büyük bir sevgi selinin içinde yüzüyorum anlatılmaz, ancak yaşanır.
Bu anın tadını doyasıya çıkarırken, bulutların üstünde gezerken, bir yandan da bunun artık bir veda olduğunu bütün iliklerinde, hücrelerinde hissetmek...
Nasıl bir şey olduğunu, ne  halde olduğumu anlatabilmem mümkün değil.....

Gizlemedi kendini...
Gece yatak odamın önünde gitmiş.
Şimdi bedeni eski evin bahçesinde.
Sıcacık sevgisi ise her an yanımda.

(*Bahsi geçen roman kahramanları: Uğultulu Tepeler, veya özgün adıyla Wuthering Heights kitabından.  yazar Emily Bronte.)
(Ayrıca çizgi film karakteri Heathcilff' de varmış meğer. Benim o zamanlar haberim yoktu bundan)

12 Temmuz 2016 Salı

LULU SULTAN

                                     

Asaletmeap. Haşmetmeab. İmparatoriçe.
Dediğim dedik, çaldığım düdük, hatta vet. babamızın tarifi ile "bu kadın olsa dünyayı parmağında oynatır" dediği hatun benim. Evet.
Ben Kraliçe Lulu.
Bütün ünvanlar benim.  Hepsi bana yakışır.
Been bu eve g-i-r-e-c-e-ğ-i-m!" dedim ve girdim.  Maydanoz'u kapı dışarı ederek hem de.
Bunun için çok mücadele ettim ve sonunda muvaffak oldum.
"Tırnaklarım ile kazandım"  diye bir söz varmış,  buna ihtiyaç duymadım.
Halbuki kediyim malum, tırnaklarımı kullansa idim gayet doğal bir şey olurdu bu.
Fakat gerek duymadım,  akıllı pisihanımların taktikleri çok farklıdır.

30 Haziran 2016 Perşembe

Rott Roza hanım


İnstagram Hikayelerim:
Maşşaallah kızımıza da, "hep kedi, hep kedi! biraz da ben konşacağım" dedi kendisi:
Roza vee

Ben bu evin koca kara kızı, şimdi kısır, şişko bidonuyum. Fotograf sizi yanıltmasın çünkü bu fotomuz 3 senelik.
Evin delikanlısı ille de ille cins hayvan isteyince, az havlayan ırk olarak ben gelmişim. Kuyruğumun kesilmemesini ise bu kadına borçluyum. Kumam o benim.

25 Haziran 2016 Cumartesi

MR. MAW MAW ❤️

 İnstagram Hikayelerim:



Merabalaar. Efendime sööleyeyim ben bu maaalenin kedisi olarak mutlu, mesut yaşayıp, arada gelip bu bahçede karnımı doyururdum. Adımı da Mav-mav koymuşlardı.
Bi gün çok çok hastalandım, yine bahçeye sığındım. 
Aha bu üstüne yattığım terliklerin sahibi babalık evde yokmuş; bu kadın dedi ki: "Burada uslu uslu yat bekle, sakın bir yere gitme! Baba gelince sana iğne yapacak".

PAMUK PRENSES

İnstagramı Hikayelerim:
Demişti ki geçmişte:
"Ay var ya bu kadın beyaz kedi sevmezmiş meğer. Kedi dediğin tekir olmalı, desenli olmalı dermiş.
Şimdi bana içi gidiyor ama, bir yandan da: "kızım, bu şimdi minik bir top olduğu için çoooook ama çoook sevimli. Bakma büyüyünce sıradan renksiz, çizgisiz bir şey olacak işte. Napıcan eve saklayıp, ev bul buna eev" diye kendine telkin ediyor. 💖
Bende bi bahtsız göz çapağı, bahçenin ayrık otu ki sormayın.

YUMUK BEYLE TANIŞMAMIZ

İnstagram Hikayelerim:


Aylardan Ekim... Gece.
Babaannemiz gezmeye gittiği için babam bisikletle onun kuşuna ve çiçeklerine bakmaya gidiyormuş. Kaldırıma yakın bir noktada beni görmüş.
Yeni bir kaza? darbe? yaşamışım.
Ayağa kalkamıyorum, kafamı yerden kaldıramadan sürükleniyorum. Her yere kan bulaşıyor.

Beni güvenli bir noktaya koyup, hemen sadece kuşun yemini tazeleyip dönmüş.
Gelince ama, beni epey aramış, devekuşu gibi kafamı sarmaşıkların arasına sokmuş, totom dışarıda vaziyette bulmuş. 😭

9 Ocak 2015 Cuma

Başlıksız



Diğer blogumdan farklı olarak,
burayı şimdi olmayan kedilerimin unutulmaya yüz tutan hatıralarını anlatmak için açmıştım.
Bütün hikayelerini...
Bana kattıklarını...
Onlardan öğrendiklerimi...

Fakat kilit nokta şu:
"Şimdi olmayan kediler"
Yani hikayenin sonu hüzünlü.
Hatta, aniden gelen hüzün.

Bu okuyanları çok üzdü.
Bazıları demedi ki:
Bu kedi sevildi..
Çook sevildi...
İhtimam gösterildi...
Bakıldı..
Mutlu yaşadı...
Mutlu gitti.

"Aaay ben çok üzüldüm, çünkü ben çok merhametliyim de"
Evet biz değiliz sanırım ona göre...

Her canlı Allah ona ne kadar ömür verdi ise onu yaşar.
Benim buna inancım sonsuz. Hiç bir canlının ömrünü bir nefes dahi uzatacak güç insaoğlunda yok.

Ve bu ayrılık geçici bir ayrılık. Bir gün kavuşacağız bütün sevdiklerimize inşallah..
Bunun farkında olmak  -başkalarını bilmem- beni çok sakinleştiriyor.

---------------
Bir gün yine devam edeceğim inşallah.
Devam etmek istiyorum.

Şimdilik hikayelerin komik ve 'acısız' yönlerini  ara ara instagram da paylaşıyorum.
---------
Ekim 2017 güncelleme: Yanımda olan, yaşayan canlarımdan, paylaştıklarımın çoğunun başına üzücü şeyler geldiği için instagram sayfamı dondurdum.

2 Aralık 2013 Pazartesi

Aah Melül'üm Peter'im (2)

   

Aradan bir-iki ay daha geçti. Ben de böyle bir sıkıntılar başladı, yatınca nefes filan alamıyordum. Bu yüzden de kutunun kenarına boynumu dayayarak oturur pozisyonda uyumaya başladım. Tabi bu şekilde ne kadar uyunursa artık. Göğüs kafesim zorlanmadan dolayı genişledi. Galiba tehlikeli, öldürücü yavru kedi hastalıklarından birine yakalanmışım.
Babamın bir meslektaşı var, bizim gibi riskli hastaların uyutulması gerektiğine inanıyor. Diğer hemcinslerimin selameti içinmiş.  Babam buna şiddetle karşı çıkıyor çok şükür.

30 Kasım 2013 Cumartesi

Aah Melül'üm Peter'im (1)


Beni çok küçükken kız zannetmişler, biliyor musunuz? Gözlerimi böööyle kocaman açıp; her şeye şaşkın bir merakla baktığım için, adımı Heidi koymuşlar. Sonra bi bakmışlar ki ben erkeğim. Adım Peter'e dönmüş.
Fakat bu ismimi pek kullanmadılar. Sanırım -şu meşhur- dobermanın kuyruğumu  koparmasından sonra; çilelerle dolu hayatımdan yola çıkarak  beni "Melül" diye çağırdılar.

6 Kasım 2013 Çarşamba

Evde yeni bebek, kör bebek

Annesi yavruları peşine takıp çok hasta bir vaziyette resmen ölmek için bizim bahçeye gelmiş. Yapılan iğneler son anlarını rahat geçirmesini sağladı işte.Daha iri olan yavru da  muhtemelen gençlik hastalığı ile kısa sürede çok acı çekmeden gitti.:((
Buncağız kaldı tek başına. Geceler soğuuuk, bu yalnız, hasta ve gözlerin durumunu görüyorsunuz. Çok az görüyor,  o da ışıkta  bir şeyleri farketme şeklinde.

27 Eylül 2013 Cuma

Kedi Carrefour Hanım 1

Carrefour (ve Yağmur ve Bora)

Evet buyurunuz bizim Carrefour hanım:
 Carrefour:  Aaa  sıra ne çabuk bana geldi canımın içiii? Daha bana çok var diye rahat, keyifle yatıyordum şuracıkta. Hayırdır?
Ben kedili teyze: Canım öyle istedi tatlım. Hem sen mıır  mıııııır sohbeti en beceren kedimsiin.

Carr:  ıııeeveet çok seviyorum insanları ne yapayııım?
 Ben: O yüzden geldim ben de sana. Hadi anlat bakalım maaavv. :)

26 Eylül 2013 Perşembe

Acar dönmüş :(

 
Ya, biz Julia eski eve gitsin diye ümitle beklerken  geri dönen bu Acar beyefendi olmuş. 
İki- üç gündür kayıptı. Eşim dün hem annesinin, hem bizim pazarımızı yapmak için oraya gittiğinde, bu pisibey karşısına çıkmamış mı? Hasbunallah veniğmelvekil yani. 
Hayır neydi derdin? Nerden aklına esti?  Yediğin önünde, yemediğin arkandaydı, altı ay sonra  bu çalım da neydi böyle? Anlamadık gitti. Seni uzaktan sevmek aşkların en güzeli modunda bir aşk yaşıyorduk kendisi ile. Ben de dışarıda yaşayan kedilerin çok ta ele alışmasına taraftar değilim zaten. İnsanlara ne kadar az alışık olurlarsa, o kadar tehlikelerden korunuyorlar çünkü. 
Bugün ben gittim; gözlerimle gördüm, aslında orada eski canlılığına kavuşmuş, hasta gibiydi, o bile bayağı düzelmiş.

22 Eylül 2013 Pazar

Pisi pisi julia (son)

(Ve uykuda bale yapan Julia pozları)




Gel zaman, git zaman bir kış günü; bizimkilerde bir faaliyet, bir faaliyet.
Bir sürü kutu getirdiler eve, bize yeni yuvalar, oyuncaklar zannettik. İçine girdik, çıktık, zıpladık, hopladık, saklambaç oynadık.
"Hayıır bunlar sizin için değil, bizim" dediler. Dolaplarda ne varsa onlara doldurdular. Bütün oyun kutularımızı  bir kamyona koydular ve gittiler.

5 Eylül 2013 Perşembe

Pisi Pisi julia 3

(Ve  Meltem)

       

                                      Julia'nın  bu şekilde uyuduğu çoğu zaman, yönü de tam kıble olurdu. :))

Evdeki sakin günlerimizde; ben en derin, en tatlı uykumu uyurken annem kendi kendine konuşmaya başlar. Benimle konuştuğunu düşünüp, uykumu feda eder kucağına çıkarım. Kıpır kıpır yuvarlanır ve ve ona sevgi masajını yaparım, ki ben bunu içimden gelen çoşkuyla az biraz tırnaklarımı devreye sokarak yaparım. Annem benimle tatlı tatlı sohbete devam ederken artık canı da acıyınca  " öööf " diye beni kucağından  atar. " İnsanı telefonda da rahat bırakmıyorsun"  diye kızar.

30 Ağustos 2013 Cuma

Pisi pisi Julia 2

Ve köpeklerimiz
Hııım, nerede kalmıştık?
Benim dört yavrumun yanına bir de Carrefour hanım geldi. Zaten ben bahçeye emzirmek için bir uzanıverince; annesini emmeyi bırakmış başka ergenler de  gelip mem.eme yapışıyordu. Hayır bu milli annelik görevi bizde ırsi midir  nedir?
Lulu gibi kapris yapmayı beceremedik gitti!
Bir ay sonra bir de Yağmur bebek çıktı başıma, üstelik bu hanıma evde özel servis yapıyordum.

27 Ağustos 2013 Salı

Pisi pisi Julia 1

Ben Julia. Ama asla böyle seslendiğinizde bakmam.
Tam adım, benim tercih ettiğim şekliyle  'Pisi Pisi Julia'. 
Artık ben;  bu  'Julia' kimdir bilmem de,  seslenişteki 'pisi pisi'  hitabından dolayı mı bakarım???
Yoksa ismimi bütün olarak,  bu kalıpla mı kabullenirim o size bir sır. Benim özelim, o bana kalsın.

17 temmuz 2006 doğumluyum ben. Sevgilim, tatlım, aşkım, bütün dünyaam, insan annemin karşı bahçesinde doğdum hemen. Burası babaannelerinin bahçesi, benim de evimden sonra een sevdiğim hatta birinci sırada sevdiğim yer.


26 Ağustos 2013 Pazartesi

24 Ağustos 2013 Cumartesi

Her eve bir kedi


Bu fotoğraf - geçmişten bir hatıra- ev halimiz.
Şimdi Carrefour bana dedi ya "sen ot yemez insan kızı" diye. Muhtemelen beni sıkı bir etobur sandınız. Severim evet, ama ben  eeen çok üç beyazı severim maalesef. :)  Ayrıca bir de kahvaltı olayına  aşığım.:)
Bu fotoğraf: mutfakta değil, yemek masasında da değil, rahat rahaat  uzuun uzuuun kahvaltı yapmak için portatif masayı  koltukların önüne koyup ta sofra kurmamı görüntülüyor. Tabi bu olaya brunch diyoruz malum. :P (Fotoğrafın tarihi 8-12-2010 saat 11.35)


5 Ağustos 2013 Pazartesi

İlk kedim Maydanoz Hanım

Maydanoz?????  O da kim?
Bu evde sürekli seslenilen 2 isim vardı. Ben beğendiğimi seçtim! 
Bu evin oğlunun adıymış, orası beni ilgilendirmez efendim! 
Benim saf hizmetçiler uzun süre benim adımı öğrenmediğimi sandılar. Asıl bir türlü anlamayan kendileriydi. Halbuki ben o ismi her seslendiklerinde koştum;  kucaklarına göğüslerine artık neresi müsaitse, oraya yerleştim. 
Ne kadar geç uyandılar Allah'ım yaaa! Sonunda farkettiklerinde eee el mecbur, bana o isimle seslendiler. Oğlan bu duruma bir kızsın, bir sinirlensin!  Maydanoz adı ona kaldı çünkü.

2 Ağustos 2013 Cuma

Ara nağmesi





    Hııım, kedilerin dilinden hikaye anlatacağım dedim ama ilk önce benim konuşmak istediğim bazı konular varmış sanırım blog.:))
  Kedi sahibi olmak ne demektir diye Google amcama sorarsanız karşınıza bir yığın sayfa çıkar muhakkak. Ya da kediden neler öğrenildiğine dair bir sürü yazılar.
    Ama ben bunlardan bahsetmiyeceğim, ben nelerden muzdaribim onları yazacağım sevgili blogum.

1 Ağustos 2013 Perşembe

Yeni bir bloga merhaba

 Kendim için açtım bu 2. sayfayı. Bu sefer uzun uzun uzuuuun yazmak istiyorum. :)

Sayfanın ismi ise  beni anlatıyor, çocuklar taktı bu ismi ve bana böyle sesleniyorlar. Sesleniyorlardı desem daha doğru olacak sanırım, çünkü bir kaç ay önce taşındım.  Burada da komşular  ile daha yakınlık kurmadık -ki hiç sıcak değiller bu arada- ama bu mahallenin kedilerini kapıma alıştırdım bile.
 Bu yeni sayfamda geleni geçeni, eskisi yenisi, hayatıma giren bütün kedilerimin ayrıntılı hikayesi olacak. 
Özellikle geçmişteki, şimdi olmayan kedilerimi anlatmak, hatıralarını canlı tutmak, onları unutmamak için bu sayfa.
Her bir yazı bir kediyi anlatacak, hayatıma kattığı zenginlikler için onlara gönül borcum bu benim.
Hatta becerebilirsem karakterlerine uygun bir dil kullanarak hikayelerini kendilerine anlattırmak istiyorum. Huysuz, cadı, aksi, yumuşak, tatlı, sert, çocuksu, takıntılı, uyumlu  vs. vs.
 Fotoğraflarını bulmam uzun sürebilir, kimi resmi daha sonra ekleyebilirim. İlk amacım sadece yazmak. 
Not: hikaye amaçlı yazmak istiyorum ama bu acıklı hikayeler kaç yaşa hitab eder bilmiyorum. Dedim ya, ilk etapta kendim için yazıyorum. Yorumlar da kapalı olacak, isteyen yazabilir tabi. Ama onları sadece ben okuyacağım muhtemelen. :)