30 Kasım 2013 Cumartesi

Aah Melül'üm Peter'im (1)


Beni çok küçükken kız zannetmişler, biliyor musunuz? Gözlerimi böööyle kocaman açıp; her şeye şaşkın bir merakla baktığım için, adımı Heidi koymuşlar. Sonra bi bakmışlar ki ben erkeğim. Adım Peter'e dönmüş.
Fakat bu ismimi pek kullanmadılar. Sanırım -şu meşhur- dobermanın kuyruğumu  koparmasından sonra; çilelerle dolu hayatımdan yola çıkarak  beni "Melül" diye çağırdılar.


Fakat ben hep mutlu, güleç yüzlüydüm. Yaşamam mucize iken yaşadığım için; çok uzun bir ömrüm olmasa da, koşabildiğim, oynayabildiğim, avlanabildiğim ve baba bile olabildiğim için mutluydum.
Annem; kedilerin sultanı, ana kraliçe, haşmetmeab Lulu hazretleri beni ve üç kardeşimi 25 mayıs 2007 günü, insan annemin evinde doğurdu. Doğum için hazırlanan kutuyu nedense beğenmemiş; gitmiş abimizin sürgülü kapaklı sedirine girmiş, birinci bebesini kazakların yanına doğurmuş. Çekmeceleri bile açıp, içindekileri dökmeyi beceren annem için sürgülü kapak çocuk oyuncağı tabi, peeeh!
Fakat insan anneme yakalanıp kutu içine konmuş. Eeh artık kapıya dayanan ikinci kardeşim orada pırtlamış. Lakin dedim ya, annem o kutuyu istemediğinden, salonun dip köşesindeki 2.5 aylık abimiz Yamanbenek'le yattığı örtünün üstüne gitmiş. Yani benim 4.5 yıl sonra ölmek için yattığım köşeye.


Doğum bitmiş,annem dinleniyor. Ön plandaki kedi, bizim doğumumuzla depresyona giren Yamanbenek

   Tabi ki doğurduğu iki bebeyi de taşımış, bunu söylememe bile gerek yok değil mi? İnsan annem artık bu duruma ses etmeyerek sadece örtünün altına biraz naylonlar sokuşturmuş. Ben ve sonradan dişçisinin kedisi olacak beyaz kardeşim burda doğmuşuz. Tahmin edersiniz ki insan annem bunu sonradan çektiği şu resimlerden çözüyor, yoksa o hengame de doğal olarak ona dikkat filan edememiş.
                                                                ben ve beyaz kardeşim bu fotoda henüz ıslağız
  
Biz hopidi popidi oynaya oynaya büyürken, simsiyah olan kardeşim çok erken su içmeye başlayıp Lulu annemi endişeye, meraka sevketti.  Babamın dediğine göre böbreklerinde sorun olduğu için su içiyormuş.


                                                                                   Beni buldunuz mu? :)

Gel zaman, git zaman biz tuvalet ihtiyacını kendi halletme dönemine girdik. Lulu annem, önpatilerini insan annemin kucağına koyarak endişe dolu bir ifade ile bunu ona söyledi. Fakat o anlamadı tabi, daha doğrusu daha bir aylık olmadığımız için konduramadı.
Aah annem aah, biz Yamanbenek abim gibi tek bebe değiliz ki. Pisi anamcağz dört bebenin çıktısını yiyor.. İnsaf et biraz erken bırakması doğal değil mi?
Böööööğ bu arada, iyi ki dişi değilim. Buna çok şükrediyorum. Biz köpekler gibi değiliz, kimsenin b.kunu yemeyiz yaniiii.
Neyse bizimki kısa sürede farketti ki, biz koltuk arkalarında iş beceriyoruz. :)
                                                Yok yok,  ben ve annem sıcak olduğu için orda yatıyoruz. :)

Hemmen bahçeye pek güzel yuvalar hazırladılar, bizi bahçeye transfer ettiler. Kolay kolay bir şeyi beğenmeyen müşkülpesent  Lulu annem, bizi ordan alıp şuraya, şurdan alıp buraya gezdirip durdu tabi. Evin içindeyken de huyu aynıydı. Bizim de bu seyahatler sayesinde ufkumuz açıldı ne güzel. Gerçi bu geziler, babaannenin bahçesi ile bizim bahçe arasında. Çok ta uzaklara gidebildiğimizi sanmayın sakın.
Fakat iki bahçe arasında bir başkasına ait küçük bir bahçe daha ve içinde bir depremkondu var. İki yanında da ardiye adı altında, "ne ararsan bul" bir depolar var. Bu insanların karşı apartmanda da daireleri varmış ama depremden sonra yaptıkları bu evcik, yeşil bahçenin içinde diye vakitlerini burada geçiriyorlar.
Şunu da özellikle belirteyim; o ardiye ve tavan aralarında  fare üremesi için bol fırsat olduğundan, bizim kalabalık nüfusumuza hiç itirazları yok.
Annem bizi bu evin sol yanındaki deposuna da soktu bir ara.  Fakat ev sahipleri bütün açık delikleri kapatınca Lulu annem yanımıza gelemedi. Gidip bu durumdan bizimkileri haberdar etti tabi. Çok şükür annemin ne dediğini çabuk anladılar. 
Ee biz ortada yokuz. Annem de kapımızın önüne gelip; bir kapıya doğru miyav, bir de insan anneme doğru acıklı acıklı miyavlayınca, anlamasalar ayıp olurdu. 
Hemen kapıyı açtırdılar ve bizi oradan kurtardılar. Ev sahipleri de canavar durumuna düştükleri için yaptıklarından pek utandılar.  Ama hep su içmesi gereken siyah kardeşim burda ölmüştü maalesef.
Bunlar Lulu anneme ders oldu, bir daha bizi insan annemin bahçesinden dışarı çıkarmadı.
Devam edecek......
Aah Melül'üm Peter'im (2)