26 Eylül 2013 Perşembe

Acar dönmüş :(

 
Ya, biz Julia eski eve gitsin diye ümitle beklerken  geri dönen bu Acar beyefendi olmuş. 
İki- üç gündür kayıptı. Eşim dün hem annesinin, hem bizim pazarımızı yapmak için oraya gittiğinde, bu pisibey karşısına çıkmamış mı? Hasbunallah veniğmelvekil yani. 
Hayır neydi derdin? Nerden aklına esti?  Yediğin önünde, yemediğin arkandaydı, altı ay sonra  bu çalım da neydi böyle? Anlamadık gitti. Seni uzaktan sevmek aşkların en güzeli modunda bir aşk yaşıyorduk kendisi ile. Ben de dışarıda yaşayan kedilerin çok ta ele alışmasına taraftar değilim zaten. İnsanlara ne kadar az alışık olurlarsa, o kadar tehlikelerden korunuyorlar çünkü. 
Bugün ben gittim; gözlerimle gördüm, aslında orada eski canlılığına kavuşmuş, hasta gibiydi, o bile bayağı düzelmiş.



Çok uzak değil diye aradaki yolu kolay sanmayın lütfen. Bayağı tehlikeli hatta arada şehirler arası karayolu bile var. :(

Efendim bu pisicik; tam iki sene penceremde, bahçemde yaşayan,karnını doyuran, ama asla asla kendine el sürdürmeyen pisi Hülya avşar hanımın  bir yaşındaki oğlu.

Bu güzeller güzeli anneye eşim bu adı takmıştı."Tıpkı ona benziyor, bilgisayardaki programlarla hani kim kime benziyor diye eşleştirirler ya, bu da Hülya Avşar' a benziyor" diye de iddia ederdi.:) Muhteşem yeşil gözleri vardı bu hanımın. Gerçi asıl olanın gözü mavi galiba değil mi?
Oğlum "ya adını öyle uzun uzun söylemeyin" deyince bizde sadece Hülya demeye başladık.. Tabi taşınırken, bahçemde  el süremediğim tek kedi olan bu hanım orada kaldı. 
O civarda çok hayvansever bir  ana, kız arkadaşım var. Bizim ki oraya kapılanmış. Fakat bu arada nasıl olmuş bilmem, maalesef kuyruğunu da kaptırmış, ama güzellik yerinde yine de maşallah maşallah.
Onlar bu kediye 'Naciye' adını takmışlar.  Yani anlıyacağınız bizim 'Hülya' kuyruğunu kaybedince olmuş 'Naciye'. :))

Sanırım bizim bahçede erkek kediler çok dolaştığı için, doğumlarını ya kayınvalidemini ya da ne halt varsa dobermanın yakınına yapıyordu. Ah çok yavrusu da telef oldu bu yüzden ya,  Acar ve kardeşleri  de biz taşınırken, iki aylık filandı.
Annelerine daha bir kerecik el sürememişim, o minikleri yakalamak ne mümkün? 

Kayınvalidem de sağolsun bu bebişlere yemek vermeye başlamış. Bundan hoşlanmamışlar, ve benim sokaktaki bütün kedileri niye toplayıp yeni eve getirmediğim aile arasında büyük sorun olmuş..
 Halbuki eski blogta şurada  anlatmıştım, kayınvalidemin her zaman kedileri vardı. Denizi çok seven kayınpederim 2000 yılında rahmetli oluncaya kadar, kedileri hep kendi tuttuğu balıkla besledi..  Daha sonra da  kayınvalidem kedilere bakmayı asla bırakmadı. Fakat o sebze ağırlıklı beslendiği için, bütün kediler benim bahçeyi daha tercih ettiler. Pis nankör cadılaaar.:P
Onu sadece hani benim jimnastik yapan annane kedim terk etmedi.

Ona "benim gibi kocakarı" diyen kayınvalidemle birbirine çok düşkündüler.

 Daha doğrusu yakınlardaki bir apartmanda oturan bir hanım da bununla çok ilgileniyormuş. Her sene iki doğumundan birini onun bahçesine, bir doğumu da kayınvalidemin bahçesinde yapıyormuş. Bu  hanım, annane kedinin deprem olduğunda 2-3 yaşında filan olduğunu, enkazların üstüne çıkıp kendisinden mama istediğini söylemişti. 
Biz de o vesile ile yaşının 12-13 filan olduğunu çıkarmıştık. Bu kedi de annemi terk etmesin diye onun yemeğini o bahçede veriyordum.
Bir gün karşımda şu yazıyı buldum. (altında isim de yazılı idi, sildim)
Şunu da belirtmem gerek, gittiğim her yerde kedilerin çoğu beni takip ettiği için yalnız olmuyordum. Ama iki katın girişleri farklı yönde olduğu için, annanenin yemeğini  arka tarafta veriyordum. Fakat geçişler bunların önünden oluyor tabi. :(

Hayır ilginç olan küs değiliz, dargın değiliz. Olmaz olası akrabayız, bu yüzüme de söylenebilirdi değil mi? Ben de annemin zevkle baktığı elindeki son kedi için yaptığımı izah ederdim. Hoş bu onların fikrini asla değiştirmezdi ama olsun. Konuşmak varken bu kağıda bayağı bir emek harcamak niye? Kalın bir keçeli kalemle bir seferde yazmamış, bayağı uğraşmış kayınbiraderim. :(
Sonuçta annane kedi tamamen benim oldu, hatta evde yaşamaya başladı  biliyorsunuz burada yazmıştım. 

Bu kadar lafı niye anlattım? Çünkü bu yavruları da asla istemediler, bana defalarca telefon açtılar. O mahalledeki bütün kedilerin bahçemde yemek yediğini, fakat hepsini buraya taşımamın imkansız olduğunu ve onların da o bahçede doğduğunu, asla yakalanamadıklarını, annemin de  onları sevgiyle beslediğini anlattım.
Zaten kısa süre içinde biri kaybolmuş, biri hastalanıp  bir günde ölmüş. Bu kalan kediye de annem Acar adını vermiş, nasıl ilgiyle bakıyor bir göseniz? Asla  yakalanmadığına güvenerek "tutabilirseniz atın" demiş. :(  Bir iki ay bunun için  ciddi mesai harcamışlar yani.

 Sonunda delikanlı oğlan "bu kediyi öldüreceğim"  deyince kadıncağız panik yapmış. Bana  "bunu ancak sen yakalarsın, bunu da götürün annem, başına bir şey gelmeden, biz vebal sahibi olmayalım" dedi.
Evin erkeklerinin en önemli gündem maddesi kedi yakalamak olmuşken,  Julia bunlara gıcık demek te haksız mı?

Acar'ı sosisle kandırıp evin ana girişindeki iki kapısı arasına hapsettim. Daha doğrusu ikimiz o küçücük yerde  başbaşa kaldık. Arkasındaki kapı kapanınca nasıl panik yaptı, bir kaç saksıyı devirdik, tozu dumana kattık, fakat sonunda sepete koyabildim. Ona tek dokunabilmem de bu oldu. Sürekli bizi orada gördüğü için zaten tanıyor ve hemen mama istiyordu.
 Biz, yeni eve gelince hemen dönmeye kalkar diye beklerken, 6 ay sonra gitti yahu. Üstelik yaz boyunca aşağıdakiler evde yoktu. Okullar açılacağı zaman döndüler. Bu da çok  özlemiş! onları herhalde,  kalkmış şimdi geri gitmiş.
Ya durumlar böyleyken böyle.....:(



18 yorum:

  1. Ben de dışarıda yaşayan kedilerin çok ta ele alışmasına taraftar değilim zaten. İnsanlara ne kadar az alışık olurlarsa, o kadar tehlikelerden korunuyorlar çünkü.


    BUdur ıste...

    bu derecede cok sevıp kollayan ama sırf onların hayatında başka tehlıkeler yaratmasın dıye
    onlara sevgısını sadece yardımcı olmakla sınırlandıran
    gerçek hayvan sevgısı olan ınsanların tutumu
    ,

    kocaman sevgıler sana kedılı teyzem

    YanıtlaSil
  2. Teşekkür ederim Öykü'cüm. :))

    YanıtlaSil
  3. Nasıl bir duygu olduğunu bilmiyorum ama hayvan sevmeyen insanların içinde insan sevgisinin olabileceğine de inanmıyorum. Böyle olunca o kedicağızlara daha bir sarılasım hepsini evlat edilesim geliyor. Size katılıyorum. Bazen yavru keiler oluyor sokakta. Biraz sevince peşimden geliyorlar. Korkuyorum onlar için. Ne kadar insana uzak o kadar güvende. İnsanlar bir değil çünkü.

    YanıtlaSil
  4. Off kedici teyzelerin öyküleri hep birbirine benzermiş ya huuu!
    Neyse benim istemeyengiller akrabam değiller hiç değilse.

    Bir sarmanı var kapımıza bırakılmış mı kendi mi gelmiş meçhul,1,5 - 2 aylık,nasıl şirin anlatamam,facebookta yuva arıyorum geldiğinden beri,zira benim nüfus kalabalık .neyse dün biri talip oldu,bu gün gelip alacakmış. Bakalım artık,inşallah iyi biridir yoksa vermem !

    Takipteyim canım,sen yaz ben okuyayım da şu koca dünyada yalnız olmadığımı bileyim!

    YanıtlaSil
  5. acar beeey acar bey hosgeldinnn sefalar getirdin bide julia'yi getireydin ben burda ciglik ciglik olucam
    kulagim gozum sizde

    "Kedilerini kendi bahcende besle"
    simdi ben bir adet kufur ederdim de soyle okkalisindan en agdalisindan taa nerelere dayanicak ya...
    neyse.
    kayinbiraderindir akrabandir saygim sonsuzdur senden dolayi,
    ama..
    neyseee..

    Julia donecek,
    acar nasil dondu, cok sukur diyeyim basina bir is gelmeden hamdolsun,
    Julia da donecek..

    Insallah hayirlisiyla ugurlusuyla..

    YanıtlaSil
  6. Bu kadar sevgisiz ve sevimsiz bir toplum olmayı nasıl başardık bilemiyorum!

    YanıtlaSil
  7. Defne hanım, bende size yürekten katılıyorum. Onların insan sevgisini de asla inanmam. Ah o yavrucuklar, insana alışmadıkça kurtuluyor. :(

    Colette ben sizi epeydir bilip okuyordum zaten. :)
    Takipteyim herkesi ayrıca. Ama insanların profilini muhakkak okumak istiyorum. O zaman o upuzun listeler önüme çıkıyor ya ilk önce. Onu hiç sevmiyorum. Bu yüzden ben gizli takip şıkkını işaretliyorum.
    Ne oldu sizin pisi acaba? Geldiler mi bugün? Ben artık sahiplendirmeyi bıraktım. Zaten sıkı bir soruşturma yapıp herkese asla vermiyorduk. Fakat güvendiklerimiz bile "aay kayboldu, aay şu oldu, bu oldu" deyince, en iyisi hiç eve, insana alışmasınlar. O sarsıntıları da yaşamasınlar diye vermiyorum kimseye.
    Ve aah akrabanın akrabaya..... Diye bir deyim atasözü bir şey var değil mi? :(

    Lolla'm deli kızım, ben zaten onun yaşadığına inancımı hiiç kaybetmedim. Gelecek bir gün inşallah, büyük ihtimalle oraya. O gün bayram ederiz hep beraber.
    O kaynıma gelince,
    daha doğrusu ben son telefonu yüzlerine kapadım. Ama iyi günler, Allah' a emanet ol dedim ondan sonra küt kapadım. Şimdi aile ortamında birbirimize bile bakmıyoruz.
    Ve hatta kaynım daha önce yapmadığı bir şey yapıyor, kandil, bayram eşime ve oğluma mesaj atıyor.
    Ya eşim zaten her gün annesine gidiyor. Mesaja gerek yok ki.
    Ben bununla güya beni dışladığı fakat diğerlerini önemsediğini anlatmak için yapıyor diyorum. Eşim yok canım diyor. Ama erkekler anlamaz , ben eminim ben haklıyım. :)
    Biliyorsun koç burcuyum, her zaman haklıyım. :p

    Kitapçı kedim: senin bu kısacık ve net doğru tanımlaman var ya, aah bana bir kitap yazdırır. :( biliyorum ben sebebi desem? :(((

    YanıtlaSil
  8. hem hergün yemek yemeye gelip hem de kendini sevdirmeyenleri bir anlasam. madem geliyorsun mamanı almaya gelde seveyim acık dimi ama.
    ah kedili teyze benimde vardı bir Cazibe'm. 6 ay pencere önünden besledim ama her sevmek isteyişimde tırmığı yedim. bak özledim şimdi onu bu yazıyı okuyunca...

    YanıtlaSil
  9. "Oykucu Kiz" musaadenle yorumunun altina ben de imzami atiyorum:))

    Akrabanin akrabaya ettigini akrep... bilmez miyim... ahh ahh bosver be KediliTeyzem (bu isimle hitabim nasil oldu, agzim alisir mi bilmem:))

    Canim/cim/sin Sen. Muckkk.
    Kuguu

    YanıtlaSil
  10. Bildik hikaye son anda vazgeçti gelmedi :(
    2 gün evde bekledim tabii ...
    Ben de artık yuvalandırma konusunda çok çekinceli davranıyorum,her ne kadar site yönetimi ve komşuların çoğunluğu ile aram limoni ise de kedilere bahçemde bakmaya devam... En azından aç kalmıyorlar,elimden geldiğince aşılarını da yaptırıyorum...
    Sevgiler ,mutlu hafta sonları !

    YanıtlaSil
  11. Juliette yok yok sokaktakileri ellemiyelim alışmasınlar. İnsana yakınlaşınca herkese yanaşıyorlar, tekme atanı mı desem, artık kötü bin bir çeşit..:( siz eve alın tatlımı tatlı bir pisicik.:) Cazibe ye ne oldu sonra?

    kuguuum ilk yorum öykü kızın ya, ben o yüzden kim bu öykücü kız dedim.:))) aah aah en iyi sen bilirsin akraba sıkıntılarını, biliyorum.:(

    colette o istemezuklar hiç bitmiyor, biz bildiğimiz okuyoruz değil mi? :))
    Kolay gelsin size, hepimize. Allah'ım yardımcımız olsun.
    Güzel dilekleriniz bilmukabele...:)

    YanıtlaSil
  12. Ya iste bende yazip yolladiktan sonra farkettim OYKU'yu ben Oykucu Kiz yapivermisim meger diye:))
    OYKU selammm:) ben Kuguu.

    YanıtlaSil
  13. sen kocBurclarinin ennn ama enn guzelisinnnn
    inatlarin en guzelisinnn ki .)

    ama bide bi ses versen meraklardayim :(

    YanıtlaSil
  14. Yağmur damlacıkım sen misin?

    YanıtlaSil
  15. Renkleriim evet benim canım. Özledim seni.

    Kugum ve Lolam ikiniz ile telefonda konuştum. Yaşasıııın. :)

    YanıtlaSil
  16. Bir yazıda hem çok güldüm hem çok hüzünlendim...hülya avşar:)) kuyruğu gidince Naciye:)) Sonra neler oldu, merakta girdi...çok çok güzel, kalemine sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayşe'cim sana çok çok teşekkür ediyorum sayende bu eski yazı ve yorumları tekrar okumakla ne çok şeyi hatırladım.
      Üstte verdiğim cevaplardaki bilgileri filan, hep unutmuşum. Yazmak ne güzel bir şey.
      (Cevaplarımın kimisini pek ukala buldum, kendime sinir oldum)
      LolLa "bir ses versen, meraktayım" demiş. O tarih benim aniden acile kaldırılıp ameliyat olduğum gün. Bana bir kaç gün sonra ulaşabilmişti.

      Eşim aylarca her gün yemek taşıdı eski mahalleye,hatta işte o akrabalarla bir sene küs kaldık bu yüzden. Ben ameliyat olunca geldiler, küslük bitti.:)

      Sonradan gördüğümde Hülya, o ana, kız hayvansever arkadaşların bölgesine girmiş ama eve uzak duruyordu. Onlar zaten geniş bir bölgeye yemek verdikleri için Hülya onların himayesinde idi.
      Evleri bize biraz daha mesafeli, sahile en yakın binalarda. Acar annesinden becerikli çıkmış, gitmiş orayı bulmuş, eve yerleşmiiiiş. :D
      Bir gün onları ziyaret ettiğimde orda görünce şok yaşadım, onlara anlattım. Sonra zamanla iyice alışıp, arkadaşın annesinin yastığında yatar olmuuş.
      Yavrulukta oldukça stresli günler yaşadığından belki, müzmin hastalığı vardı Acar'ın. Ancak çok bitkin hale geldiğinde yakalayabilip iğne yapıyorduk cadıya. Geçici iyileşiyordu işte.
      Orda da sık sık hastalanmış,1.5, 2 yaşında iken ağırlaşmış, klinik vs. 11 gün hasta yatmış ve....:(
      Üzülürüm diye bana epey geç söylediler. Ama orada çok mutlu yaşadı, bunu iyi biliyorum.
      Kayınvalideme de "Acar" diye konuya girdim bir gün. O hemen "Aaay ne güzel, senin arkadaşının evinde yaşıyormuş di mi? dedi sevinçli, sevinçli.
      'Evet' dedim, hiç anlatıp hayallerini yıkmadım. Hala orda sanıyor belki. Hülya'da artık yok, o da. :(
      Hülya yine de bir sokak kedisine göre epey yaşadı şükür.
      Doğurdu yıllarca. Mı acaba?
      Bak bunu şimdi ben de merak ettim. Bizim bölgede kısırlaştırma arabası o arkadaşın oraya gelirdi sahi. Acaba Hülya'yı da ameliyat ettirmişler mi?
      Bir ara gittiğimde aklıma gelirse bunu soracağım inş.

      Sil

Miyaaaavv dedi kedilerim :)